Profil de EMRAH KARABUDAK PhotosBlogListesPlus Outils Aide

Blog


Ben gördüm…

Büyüklüğün detaylarda gizli olduğunu bizden kaç kişi bilir ki!

Kaç kişi büyüklüğü; sıradan, basit davranışlarında, alelade hadiselerin seyrinde, hayatın günlük, rutin akışı içinde gösterebilir.

Bu hayatta kaç kişi tanıdınız, kendi doğallığı ile aklınızı hayrete düşüren, vicdanınızı tetikleyen, hislerinizi harekete geçiren…

Sizde bir iç hesaplaşma ve iç sorgulama meydana getiren?..

Bu güne kadar kime, ne zaman, neden, nasıl ve ne kadar hayranlık duydunuz?..

Kaç hayranlığınız kalıcı oldu?..

Kaç tane büyük insanla, kaç tane insanlığını büyütmüş insanla tanıştınız?..

Kaç kişi sizi insanlığın o çok derin ve çok buutlu dünyasına çekti?..

Kaç insanı görünce, onların sergilediği büyük insanlık durumları karşısında, kendi insanlığınızın küçüklüğünü idrak edip, bu idrakle eridiniz, kendinizi yenileme sürecine girerek, yeni bir inşa hamlesine yöneldiniz?

Kimleri görünce utandınız kendinizden?

Siz bu hayatta kaç kere aldatıldınız, kandırıldınız?

Peki sizi aldatan, kandıran insanlar arasında hiç 'büyük insan' var mıydı?

Bir büyük zat ya da bir insan-i kamil olarak bilinen birisinin sizi aldattığına hiç tanık oldunuz mu?

Öyle bir büyük yıkımı yaşadınız mı?

Aldanan insan, “aldatmayanları” arayıp duruyor bu hayatta.

Onlar, büyüklüğü yaşantısıyla gösteren, büyük insanları, kamil zatları arıyorlar; anlamak ve o yolda büyümenin kodlarına vakıf olmak için…

Belki de yalnızlık ve talihsizlik, küçük insanların çokluğu ve orada her bir küçük insanın, küçük değerler ve küçük hesaplar arasında giderek yitmesindedir.

Büyüklük, fiziki ve matematiksel bir şey değil, değerler manzumesiyle ilgilidir.

Büyük değerler, insanı ve insanlığı sarsan değerlerdir.

Büyük değerler; tarihin süzgecinden defalarca geçmiş, çeşit çeşit imtihanlara girip, cenderelerden kayıpsız çıkmış, kendisini, etkisini, gücünü, kalıcılığını, yani hakikatini her zaman ispat etmiştir.

Büyüklük bir dış ve anlık tanım değil, tarihin, olayların ve hayatın sonucunda hak edilmiş bir payedir, hem insan için hem de insanı yücelten değerler için.

Sahi siz hiç büyük değerleri cömertçe sergileyen büyük insanlar gördünüz mü, onların iklimine konuk oldunuz mu?

Büyük düşünen, derin hisseden, insana -hayrete sevk edecek kadar- değer veren, hatta bütün varlık alemine de dostça, ünsiyetle bakan, her şeyi her şeyle ilintili gören, her varlığa olmazsa olmaz

derecesinde önem atfederek, varlık alemine dair makro bakışı mikro gerçekliklerle buluşturan insanlara…

İnsan mı büyüklüğü inşa eder, büyüklük mü insanlığı ortaya çıkarır?

Hayata giden yolun kapısı açılırken, bir yanda büyüklük potansiyeliyle insan, diğer yanda inşa edici gücüyle “büyüklük değerleri” yan yana duruyorlar.

İnsan manaya dair talebiyle, gayretiyle, niyetiyle, nasibiyle, dualarıyla, samimiyetiyle, kendini büyüklüğe taşıyan değerlerin içinde bulup büyüyor, büyük düşünüyor,

büyük ideallere meftun oluyor.

İnsan hatalarıyla, nasipsizliğiyle, günahlarıyla, duasızlığıyla, yıkıcılığıyla, kişilik kırılmasıyla; inşa edici değerleri kendinden uzaklaştırıp, küçülüyor, büyük değerlerden kopuk, onlardan habersiz, alelade hesaplara yenik, küçük insan olarak o süreci, yani o hayat yolunu sürdürüyor.

Hayata insan olarak başlayıp, insan olarak devam ettirmek ve öylece hitama erdirmek, hayattaki en büyük iştir.

Birisinde irade, ötekisinde nefis galip

geliyor.

İrade külli iradeye teslim olduğunda

yerini bulur.

Bizi aldatanlar, bizi küçültenler her zaman nefislerine yenik düşenlerdir.

Bizi güven verenler, bizi; evrensel hedeflere, eskimeyen değerlere, bitmez arayışların aksiyonuna, ilkeleri etrafında mücadeleye, büyüklüğe taşıyanlar ise iradenin hakkını verip nefsine galip gelenlerdir.

Büyüklük, insanın kendine ihanet etmeme

kararlılığı ile başlar.

Kendine ihanet etmeyen, kendini kandırmayanlar, başkalarını hiç kandırmazlar.

Onlar sahicilikten hiç uzaklaşmazlar.

Çünkü kalabalıklar, yerinde sapasağlam duran, ışık saçan bu aydınlık insanlara bakarlar sapmamak, düşmemek, yollarda kaybolmamak için.

Düştüğünde de kalkmak için…

Onların dilinden her zaman “aldatan bizden değildir” cümleleri dökülür.

Onlar, nezih, latif, seçkin, merhametli, müsamahalı, edepli, huşu sahibi, sükunetli, güven veren, beyanları efsunlu, vakur ve sabırlıdırlar…

Onlar, gerçek hayatı, büyük aşkı iç dünyalarında yaşarlar, içten içe yanıp dururlar, dışa sızan küçük kıvılcımlar da çevrelerinde o aşkın, o iç yangınının bir yansıması olarak görülür ve aydınlatır etraflarını.

Onlar adanmışlığın zirvesinde insanlardır.

Fedakarlık, hasbilik, diğergamlık, kendini unutma, yaptığına yaptım dememe… sıradan meziyetleridir.

Bu tür şeyleri meziyet cümlesinden dahi kabul etmezler.

Kendilerine karşı sert ve acımasız, başkalarına ise alabildiğine merhametlidirler.

Siz hiç böyle bir insanı, böyle bir büyüklüğü ve böylesine bir gerçekliği tanıdınız mı?

Değerlerinin kendisini büyüttüğü insanı.

Ben gördüm…

Büyüklüğün, sözden önce hal dilinde ifadesini bulduğunu…

Çok insan var, sözü büyük, hali küçük.

Onlar ne söylerlerse söylesinler, inandırıcı olamadılar, kitleleri harekete geçiremediler, dalgalanmalar meydan getiremediler.

İnsanı, kalbin zümrüt tepelerine doğru bir büyük seyahate hazırlayamadılar.

Beyan, arkasında sapasağlam duran bir halden, bir duruştan, yaşanmış bir hayattan güç almıyorsa, en fazla dağlara çarpıp size geri dönüyor.

Özü sözü bir olanlar ise yapıp ettikleriyle, beyanlarıyla tarihin seyrini değiştiriyorlar.

Bizim büyüklüğü tanımlamaya değil, tanımaya ihtiyacımız var.

Tanıyalım ki, elimizde bir ölçümüz olsun, aldanmamayı ve kendimizi aldatmamayı öğrenelim.

Kendini aldatmamayı başaranlar başkalarını hiç aldatmazlar.

Kendine ihanet etmeden hayatını sürdürenler başkalarına asla ihanet etmezler.

Hayat bir ihanet sınavından başka nedir ki!

Büyüklük de, o sık karşılaşılan ihanet durumlarında galibiyeti tatmaktan başka nedir ki?

Küçük bir odadan çıkan büyük bir hayat yolculuğu…İşte orada duruyor…

Kelimeler kimi büyüklükleri anlatmaya yetmiyor.

Kaç insan tanıyoruz, hayatını anlatmaya kelimelerin yetmediği?

Commentaires

Veuillez patienter...
Le commentaire entré est trop long. Raccourcissez-le.
Vous n'avez rien entré. Réessayez.
Il est actuellement impossible d'ajouter votre commentaire. Réessayez plus tard.
Pour ajouter un commentaire, tu dois avoir l'autorisation de tes parents. Demander l'autorisation
Tes parents ont désactivé les commentaires.
Il est actuellement impossible de supprimer votre commentaire. Réessayez plus tard.
Vous avez dépassé le nombre maximal de commentaires qu'il est possible d'envoyer le même jour. Réessayez dans 24 heures.
Votre compte a pu laisser les commentaires désactivés parce que nos systèmes indiquent que vous risquez d'arroser d'autres utilisateurs de messages. Si vous pensez que votre compte a été désactivé par erreur, contactez l'assistance en ligne de Windows Live.
Effectuez la vérification de sécurité ci-dessous pour finaliser l'envoi de votre commentaire.
Les caractères entrés pour la vérification de sécurité doivent correspondre à ceux de l'image ou du fichier audio.

Pour ajouter un commentaire, connectez-vous avec votre identifiant Windows Live ID (si vous utilisez Messenger ou Xbox LIVE, vous avez un identifiant Windows Live ID). Connectez-vous


Vous n'avez pas d'identifiant Windows Live ID ? Inscrivez-vous

Rétroliens

L'URL de rétrolien de ce billet est :
http://ukabek.spaces.live.com/blog/cns!FE4AD3EF170052B5!1255.trak
Blogs Web qui font référence à ce billet
  • Aucune